DJ Shadow, 1996’da tamamı tarihin farklı dönemlerinde kaydedilmiş şarkı ve filmlerden alınmış sample’larla yarattığı ‘Endtroducing…’i yayınladığında bir takipçisinin, daha da önemlisi başarılı bir takipçisinin olabileceği akla gelmezdi. Ta ki, 2000 yılında başyapıtı ‘Since I Left You’ ile The Avalanches, yaklaşık 3.500 sample kullanarak yarattığı disco sound’uyla senfonik bir albümle ortaya çıkana kadar. İçerdiği seslerin çeşitliliğine rağmen bir saatlik çalma süresi boyunca, hiçbir kopma olmaksızın koruduğu bütünlüğüyle müzik tarihinde ulaşılmaz bir konuma sahip bu debut albüm, yaratıcıları için bir lanete dönüştüğünden olsa gerek, grubun ‘Wildflover’ isimli ikinci albümünün gelişi 16 yıl aldı.
Beatles, Bee Gees, Folk Iplosion ve Queens of The Stone Age gibi birbiriyle ilgisiz pek çok sample’dan bir kez daha iyi bir sonuç yaratılmış olması grubun takdire değer yanı olarak lbüm boyunca hissediliyor. Konsepte ekledikleri yenilik ise orijinal vokaller. Bir sonraki hip-hop yıldızı Danny Brown, yeni dönem kaliteli dans müziğinin en önemli temsilcilerinden Toro y Moi ve ’90’ların en özel gruplarından Mercury Rev’in sesi Jonathan Donahue gibi isimlerle vokalleri süsleyen grup, açıkçası başka bir yere doğru yol alıyor ve albüm bittiğinde bizi bıraktığı yer de başka bir yer. Belki büyülenmiş veya neye uğradığımızı şaşırmış vaziyette kalmıyoruz ama The Avalanches harici hiç kimsenin çıkaramayacağı bir seyahatin bittiğini (bir kez daha) hissedebiliyoruz.