Rap müzik ilk günlerinde, her ne kadar eğlence sektörünün yeni bir kanadıymış izlenimi verse de, yükselişi ve altın zamanları bir toplumsal hareketin özelliklerine sahipti. 1988 yılında Amerika’nın bir yakasında Public Enemy, sadece rap’i değil, bütün müzik türlerini yeniden politik zemine ve isyana davet ettiği “It Takes a Nation of Millions to Hold Us Back”i; diğerinde ise N.W.A, siyahi getto yaşamındaki şiddeti tüm gerçekliğiyle sunduğu “Straight Outta Compton’ı yayınladığında; 14-24 yaş arası siyah erkeklerin cinayet oranı ve silahlı tutuklamalar 1984’e göre neredeyse 2 kat, bebek ölümleri, düşük kilolu doğum ve bakımını sosyal hizmetlerin üstlendiği çocukların sayısı yüzde 20 ila 100 oranında yükselmişti.1 Bu dramatik artışların, sorunu siyahi toplum içinde algılanabilir hale getirmesi, insanlık tarihinde çoğu kez olduğu gibi “çocuklarımız ölüyor” ortak duyarlılığını ve değişim için hareketi yaratmıştı. Bu uyanışın katalizörlüğünü yapan rap müzik, ’90’lı yılların başı da dahil olmak üzere politik söylemini koruyarak, devletin eşit muamelesini talep eden yeni siyahi kimliğin önündeki engelleri kaldırma amacına sahip çıkıp, bu enerjiyi açığa çıkardı. Ta ki, müzik endüstrisi yoluyla, “daha fazla şiddet daha büyük kontrat”, medya yoluyla ise “daha fazla şiddet daha fazla ün” metodlarıyla, kısa yoldan para tuzağının içine çekilip, birbirlerine yeniden düşman edilene kadar. Ailesinin birçok üyesi Kara Panterler üyesi olan Tupac Shakur gibi (çoğu fail-i meçhul) 50’den fazla ismin öldürülmesiyle savaş alanına dönüştürülmesiyle, tüm toplumun gözünde bir şeytana çevrilen rap’in, saldırganlığı ile birlikte tüm politizmi de ameliyat masasında kaldı ve taburcu olduğu ’90’ların ikinci yarısının ortasında tamamen pop’un içine hapsedilmiş bir şekilYazılarde beyaz müzik endüstrisinin hizmetine sunuldu.
1987’de Batı Yakası’nın rap başkenti Compton’da doğan Kendrick Lamar, bugün sadece bir istatistik olarak gördüğümüz bu yaşam koşullarında büyümüş bir genç adam. İlham kaynağı olarak gördüğü 2Pac’ın, Şubat ayında başyapıtı “All Eyez on Me”yi yayınladığı, Eylül ayında ise öldürüldüğü 1996 yılında, sadece 9 yaşında bir çocuk. Ergenliğini yaşadığı 2000’li yıllarda, hayranı olduğu rap, eleştirmenler tarafından dikkate alınmayan, müzik olarak kabul edilemeyecek derecede dejenere olmuş vaziyette. Bu dönemde müziğe katkıda bulunabilmiş Eminem, Outkast, Jay-Z, Kanye West ve The Roots gibi isimlerin tamamı, kariyeri ’90’larda başlamış eski tüfekler. Bu katkıların da işin politik tarafıyla bir ilgisi yok. Hikaye anlatımındaki başarısıyla parlayan şair ruhlar veya prodüksiyon alanındaki yeteneğiyle, türün sample bazlı sıkışmış alanını deneylerle genişleten, ufkunu açanlardan gelen bir katkıydı. 2012’de ilk albümü “good kid, m.A.A.d. city”yi yayınladığında, Lamar’ın çektiği ilginin başrolünde ‘nazik’ ve radyo dostu prodüksiyonu oynasa da, kayda değer etkenin söz yazarlığı olduğu çok geçmeden fark edildi. Adından da anlaşılacağı gibi, yaşadığı şehir, bu şehirde her siyahın yaşamaya zorlandığı hayat tarzı ve etrafı sarmış bu kötülüğün bir iyiyi doğurabileceği üzerine incelikle işlenmiş bir albümdü. Bir konseptin üzerine oturtulmuş, birbirini takip eden, birbirinin içine geçen hikayelerle sosyal çevrenin birey üzerindeki etkisine (suça yöneltme) ve baskısına (‘bizim gibi ol’) dair alkol, uyuşturucu ve suçtan uzak durmaya çalışan 25 yaşında bir gencin her gün yeniden aramak zorunda olduğu ’doğru yol’ üzerine şiirsel bir öyküydü. Albümün getirdiği büyük şöhret (ve vaadedilen daha fazlası) Lamar’da tıpkı ’90’larda diğerlerine olduğu gibi bir etki yaptı. Çok değil bir yıl sonra 2013’te konuk vokal olarak katıldığı bir şarkıda tam 13 rap şarkıcısına ‘gider’ yaptı ve kendini kral ilan etti. Peki 2015 başında son 20 yılın en önemli politik albümlerinden birini yayınlayacak olan Lamar’ı bu şöhret çarpmasından ne kurtardı, gözünü yeniden gerçeklere çevirmesine ne sebep oldu?
Ağustos 2014’te Ferguson’da 18 yaşındaki Michael Brown’un polis tarafından katledilmesi sonrası başlayan ayaklanma, yıllar sonra azınlık halkın sabrının bir kez daha tükenmesiyle patlak vermişti. Ülkenin başında siyahi bir başkan olmasına rağmen bitmeyen stratejik devlet uygulamalarının pervasızlığı, dipte başlayan rahatsızlığı tırmandırmış, üst üste gelen polis eliyle ölümler üzerine de bir isyana dönüşmüştü. Michael Brown, 2014 yılında polis tarafından öldürülen (resmi olmayan rakamlara göre) 161. siyahi vatandaştı ve yıl sonunda bu sayı ikiye katlanmıştı.2 Zaten bu konuda resmi olan herhangi bir istatistiğe ulaşmak imkansız, çünkü polis departmanlarının bu bilgileri federal kurumlarla bildirme zorunluluğu bulunmuyor. Guardian, geçtiğimiz yıl bu konu için özel bir sayfa açtı ve bu kayıtları tutmaya başladı.3 Sitenin verilerine göre, 2015’te polis tarafından öldürülen insan sayısı 1.145! Etnik sınıflandırma yapıldığında, siyahilerin ölüm oranı milyonda 7,22 iken, beyazların 2,94. Malcolm X Grassroots Movement organizasyonu, 2013’te yayınladığı verilerde ise bir diğer konuya dikkat çekmişti. 2012’de öldürülen 313 siyahi vatandaşın yüzde 44’ü silahsız, yüzde 27’si ise polis tarafından silah taşıdığı iddia edilmesine rağmen silah taşımıyordu.4 Michael Brown’u öldüren polis memuru da kendisini, “Hayatımda bir insanın yüzünde gördüğüm en saldırgan ifadeye sahipti.” şeklinde savunmuştu.5 Eğitimde de durum farklı değil: New York okullarında her 1 beyaz kız öğrenciye karşılık 10 siyahi kız öğrenci disiplin cezası alıyor. İş okuldan atılmaya gelince, bu oran 1’e 53’e fırlıyor.6 Ferguson olayları işte yaratılan bu eşitsizliğe bir başkaldırıydı ve sineye çekilen her şey artık cevap bekleyen birer soruya dönüşmüştü. Müzik her zaman olduğu gibi değişim talebine ilk yanıt ve ilk destekçi oldu. Yıl sonuna doğru albümlerini yayınlayan Run the Jewels, Flying Lotus ve en nihayetinde D’Angelo ile politik, siyahi müzik sahnesine geri döndü.
Kendrick Lamar’ın geçtiğimiz yıl çıkardığı “To Pimp a Butterfly” albümü, önceki albümünde hayat tecrübesini şiirleştirme yolunda kaydettiği ilerlemenin zirveye ulaştığının kanıtı. İki albüm arası yaşadığı depresyon ve bu depresyon sonucu yaşadığı kişisel dönüşüm hikayesini, ırk ayrımcılığı, fırsat eşitsizliği ve siyahların birbirlerine davranış bozuklukları temaları üzerinde inşa ederek ortaya çıkardığı bir eser. Albümü, reggae ve soul sanatçısı Boris Gardiner’ın “Every Nigger is a Star” sample’ıyla açan Lamar’ın daha intro’da kendisine sorduğu “Gather your wit, take a deep look inside. Are you really who they idolize? / Aklını başına topla, iyice bir bak. İdol olarak seni mi alacaklar?” sorusu, klasik Compton rap sound’una saygı duruşu ve George Clinton’ın vokallere katılımıyla başlıyor. İkinci şarkıda karşılaştığımız free jazz sürprizi, üçüncü şarkıda yerini bir radyo hit’ine bırakıyor: “King Kunta”. Kunta Kinte’ye tacını takan Lamar, bir sonraki şarkıda Compton’dan arkadaşlarını ödül törenine götürmeyi teklif etse de, arkadaşları o akşam bütün ünlüler ödül töreninde olacağı için soygun planladığından olumsuz yanıt alıyor. Bu arada şarkı sonlarında yavaş yavaş depresyonun kucağına düştüğünün sinyallerini veren Lamar, 6. şarkıda bir otelde zihinsel bir çöküş yaşıyor. Şarkı boyunca kendisiyle kavgaya girişen Lamar’ın şarkıya verdiği isim ise “u”. Dibe vurduğu bu noktadan itibaren kendi küçüklüğünü anlayıp, kendi deyişiyle “cevapları aramaya” başlayan Kendrick, yılın ilerleyen dönemlerinde polis karşıtı gösterilerin marşına dönüşecek “Alright” ile gerçek soruna odaklanmaya başlıyor. Hit’lerini yapıp, parasını alıp, bu işlere karışmaması yolunda aldığı teklifle başının döndüğü ve politikacılara “Silahı ve uyuşturucuyu veriyorlar, sonra bize haydut diyorlar” diye çattığı birkaç şarkı sonra albümün “Pyramid Song”u geliyor: “How Much a Dollar Cost” bir arınma şarkısı. Lamar’ın bir dolar vermekten imtina ettiği bir evsizin, hikayenin sonunda tanrı çıkmasıyla, bencilliği ve açgözlülüğü için af diliyor. Başında beyazlara, ikinci bölümünde ise siyahlara seslendiği “The Blacker the Berry” ise albümün manifesto niteliğindeki şarkısı. Cevapları bulduğu, kendisiyle yeniden barıştığı ve sonunda kavga eden seyircilere, James Brown’un 1968 Boston konserinde söylediklerinden esinlenerek söylediği sözlerle biten “i”ın ardından albümün kapanış şarkısı geliyor. “Mortal Man”de dinleyenlerine, “Endüstriye sırtımı dönersem ve devlet kellemi isterse, üzerime atılan suçtan karakterimi yargılar mısınız, yoksa Kendrick olarak görmeye devam mı edersiniz?” diyerek soyunmak istediği rolü açık eden7 Lamar, albümün son üç dakikasında ise 2Pac ile sohbeti yer alıyor. (2Pac’ın 1994’te verdiği bir röportajdan alınan seslerle yaratılmış harika bir sohbet)
İşin sözel tarafında tam anlamıyla bir büyü yaratan Lamar, içine girilmesi zor müzikal çeşitliliği ve örgüsü ile ne kadar vakit ayrılırsa o kadar güzelleşen bir albüme imza atmıştı. Jazz ögelerinin birçok şarkıda arka planda durmaksızın ilerlediği ancak doğası gereği vokalin dikkati çektiği şarkılara tekrar tekrar göz atmakta fayda var. Ritmin düştüğü zamanlarda soul müziğin, artması gerektiğinde ise funk’ın yardımına koştuğu albümün kayıtları için oluşturulan kadro da dikkat çekici. 2015’in devamında albümleriyle parlayan Thundercat, Kamasi Washington gibi isimlerle birlikte, Terrace Martin gibi jazz kökenli birçok prodüktörle kaydedilen albümün devamı da bu yıl geldi. “Untitled Unmastered” aynı ekiple kaydedilmiş ama önceki albümün konsepti gereği kendine yer bulamamış kayıtlardan oluşan bir kısa çalar. Aynı temalar üzerine ve albümle aynı zamanlarda yazıldığı için her biri çok değerli şarkılardan oluşan bir kayıt. Kendrick Lamar ilerleyen yıllarda, D’angelo’nun çağırdığı “Black Messiah” olabilir mi bilinmez ama 2Pac’ın şu sözlerinden ilham aldığına şüphe yok: “Her konuşmamda gerçekleri gün yüzüne çıkarmak isterim. Dünyayı değiştirebileceğimi söylemiyorum. Ama şunu garanti ederim ki, bunu başaracak beyinde kıvılcımı çakacağım. Bütün bu çürümüşlüğü anlatmaya devam edersem, sonunda birisi çıkıp temizlemek isteyecektir.”
1 http://scholar.harvard.edu/files/fryer/files/fhlm_crack_cocaine_0.pdf
2 http://www.killedbypolice.net/kbp2014.html
3 http://www.theguardian.com/us-news/ng-interactive/2015/jun/01/the-counted-police-killings-us-database
4 https://mxgm.org/wp-content/uploads/2013/04/Operation-Ghetto-Storm.pdf
5 http://gawker.com/the-shooting-in-darren-wilsons-words-michael-brown-loo-1663023343
6 http://www.law.columbia.edu/null/download?&exclusive=filemgr.download&file_id=613546
7 http://vigilantcitizen.com/musicbusiness/deeper-story-kendrick-lamars-album-pimp-butterfly/