Kanadalı şarkıcı/şarkı yazarı Tamara Lindeman, giderek tek kişilik olmaya meyleden grubu The Weather Station’la, ülkesinin buzlarla kaplı denizlerinden California’nın göz alıcı güneşine, birbirine benzemez ruh halleri içinde yol aldığı, 2015 yılında yayınan “Loyalty” isimli üçüncü albümüyle dikkatleri üzerine çekmişti. Lindeman, söyleyecek binlerce şeyi varken çoğunu içine tuttuğu ve derdini vakur bir şekilde kendine sakladığı albüm sonrası gördüğü asıl ilgiyi, müzik yapmaya başlamadan önce neredeyse hiç dinlemediği Joni Mitchell’ın sesi ve vokalini yeniden dünyaya getirebilme sihrine borçluydu. O günden bugüne de akıllarda bu şekilde yer eden müzisyenin (Mitchell’ın ‘71’den ‘74’e yaşadığı kadar keskin olmasa da) son iki yılda yaşadığı değişimin habercisi, grubun adını taşıyan albüm; o etiketi daha kurumadan üzerinden çıkarıp atıyor oluşununun da müjdecisi aynı zamanda.
Önceki albümlerde müziğinin alanının neredeyse tamamına sahip olan o istisnai ses ve vokali, bu kez çeşitli enstrümanlar ve şarkılara kendi karakteristiğini veren ritmlerle işbirliği halinde ve kendilerinden daha büyük bir şeyin en önemli parçalarına dönüşmüşler. Elbette şarkı sözleriyle birlikte. Sanki daha iki yıl önce “Benden bir hikaye anlatıcısı çıkmaz!” diyen, düşüncelerini ve hislerini anlattıkça üzerlerine birer kürek daha kum atıp daha çok gizleyen, başkalarınca görülebilirliği şüpheli kişisel bir evrenden seslenen o değilmiş gibi, bugün hem kendisine, hem çevresine, hem de yaşadığı dünyaya dair gözlemciliği, tarafsız, nesnel yorumlayıcılığı ve rafine ettiği söz yazarlığıyla, soyut düşünce dünyasından sıyrılmış, gözünün önündeki gerçeklerle yüzleşip, olduğu gibi kabul eden birisi olarak duruyor karşımızda. Bu değişimin ana katalizörünü “Otuzlarında bir kadın müzisyen olmak bile başlı başına bir farklılık” olarak belirleyen Lindeman, dünya haline duyduğumuz öfkenin bizi o hale karşı daha kayıtsız yapması ve bir ilişkideki yakınlaşma sürecinin aynı anda uzaklaşmayı getirmesi gibi birbirlerine ne ölçek, ne de içerik olarak benzeyen konuları, albüm boyunca aynı berrak zihnin ışığında değerlendiriyor. Bize de bu yılın en kıymetli kayıtlarından biri olarak selamlamak kalıyor.