[Moving Up Slowly]


Semicircle by The Go!Team, 2018


2004’te “Thunder, Lightning, Strike” ile yüksek temposu, birden fazla davulu, üst üste binmiş birbirine benzemez vokalleri, hip-hop ritmleri, punk gitarları, sayısız efekti ile adeta katman katman üzerimize saldıran ama melodileri ve bu karışımdan beklenmeyecek armonisiyle bir yandan da kucaklayan Brighton merkezli The Go! Team beşinci uzunçalarıyla geri döndü. Üç yıl önceki albüm “The Scene Between”, grubun beyni olarak bildiğimiz Ian Parton’ın (neredeyse) solosu idi ve grubu özel kılan iki önemli çekirdek kadro üyesi, vokalist Ninja ve gitarist Sam Dook’un geri dönüşü de bir diğer güzel haber oldu. Grubun, müziği yaratış şeklinin grup içi deneylerden ziyade, Parton’ın aylar süren sample araştırmaları, bulunan sample’lar üzerine yaptığı denemeleri ve her bir enstrüman için yaptığı ön hazırlıklarla, işi icra bölümüne kadar tek başına getirmesinden dolayı küçük detaylar haricinde değişmeyen sound’u yine yerli yerinde. Bu albüme özel ekstralar ise trombonlar, trompetler, bando ruhu ve çocuk korosu. Kaydın deforme edilmiş davullarının gürültüsü aşılıp müziğin özüne indiğimizde, o koro için seyahat ettiği Detroit’te selamlaştığı Motown’ın hayaleti görünür vaziyette. Tabii bu buluşmanın önünde davullar dışında, kaynağı 4-5 farklı müzik türünde doğan nehirlerin aynı anda aynı noktada birleştiği bir de ses denizi var. Spotify’da yayınladıkları ‘Go! Team Favourites’ listesinde bulunan Fugazi, Curtis Mayfield, Yo La Tengo, Brian Eno gibi isimlerden ilham kaynaklarını ve paletlerindeki renklerin bolluğunu anlamak mümkün ama… Grubun, müziğini oluşturan sayısız parçayı birleştirirken çoklukla senkronu kasıtlı olarak kaçırmasından ve performansı tahmin edilebilir bir kilise korosu yerine çocukların enerjisine başurmasından anlaşılan, kusursuzluğa uzak durma çabasına rağmen bu birleşimden nasıl bir karmaşa değil de zenginlik doğuyor? Cevabı tek bilen Parton olsa gerek, 14 yıldır onun açtığı bu kulvara giren görülmedi. “SEMICIRCLE”, kimselere benzememekle övgüye layık bulunan The Go! Team’in değişmiyor olmakla eleştirilmek pahasına bu özelliğini korumaya devam kararında ısrar ettiği, kalite olarak çok değerli ilk albümüne en yakın olduğu kaydı.