Amerikalı şair ve soul şarkıcısı Jamila Woods’un ikinci albümü “Legacy! Legacy!”, adından ve adının içindeki ünlemlerden anlaşılacağı üzere, kendi kültür mirasını sahiplenen ve dikkati bu mirasa çekmeye kararlı bir eser. Sanatçının her şarkıya, kendisi için önemli 12 kişinin ismini verdiği albümün ilk yarısı kadın ilham kaynaklarına ayrılıyor. Bunlardan ilki “BETTY”, New York funk ve rock ortamlarında önceleri Mabry soyadıyla bilinen, Miles Davis’le sadece bir yıl süren evliliği sonrası ise Betty Davis olarak anılacak değerli sanatçıya bir saygı duruşu. Betty, ‘73-’75 yılları arası arası yayınladığı üç albümle, tamamen erkek egemen bir dünya olan funk alemine (bugün dahi öyle kabul edilmiyor olsa da) damgasını vurmuştu. Bu albümlerden ikincisi olan “They Say I’m Different”a bolca gönderme içeriyor Woods’un şarkısı. Betty’nin Miles Davis’i Jimi Hendrix ve Sly Stone’un hem müziği hem de kendileriyle tanıştırıp, “Bitches Brew”ün temellerini attığını da söylemeden geçmemek lazım. Sonraki “ZORA”, ‘80’lere kadar görmezden gelinse de, 20. yüzyılın ilk yarısının değerli yazarlarından Zora Neale Hurston’ın korkunun yaşamı kuşatmasının anlamsızlığına karşı çıkışını, “hiçbirimiz özgür değiliz ama bazılarımız cesur” sözleriyle kutsarken, denk olan insanların birbirlerini her fırsatta yargılıyor olmasından yakınıyor. Üçüncü sıradaki “GIOVANNI”, Woods’un kendisi gibi öğretmen, aktivist ve şair olan Nikki Giovanni’nin “Ego Tripping”inden yaptığı direkt alıntıların yanı sıra, şiirin temelinde yatan Antik Mısır temalarına dokunup, üzerine bir de “Ben krallığım, kraliçe değil / Senin kaburgan da değilim Havva’n da” salvosuyla süsleniyor. “SONIA”da, Black Arts Movement öncülerinden Sonia Sanchez’i anıp, okullardaki tarih kitaplarında kendine yer bulamayan, ‘yaptık, bitti gitti’ye getirilen kölelik döneminin travmalarının, siyahi bir gencin zihninde ve hayatında açtığı yaraları; yalanlar, suçlamalar, şüpheler üzerinden sanki bir aşk/ilişki şarkısıymışçasına anlatıyor Woods: “Büyük büyük büyükannem köle doğdu / Ölmeden önce özgürlüğü buldu. / Sen, kime nasıl davranacağını söylüyorsun? / Affetmeye çabalıyorum, unutmaya değil” sözleriyle. Kapanışa doğru duyduğumuz “Frida’nın yaptığı gibi yapabiliriz, bir köpru kurarak / Seni görmeye gelirim benim yaşamadığım yerde” sözleri ise “FRIDA”dan. Kahlo ve Diego Rivera’nın birbirine köprüyle bağlı ayrı evleri, Woods’un kişisel alanı muhafaza ederek birlikteliği güçlü tutma planının kaynağı oluyor. Kapanış şarkısı “EARTHA”, 1968’de first lady tarafından davet edildiği Beyaz Saray’da “Amerika’nın çocukları yok yere isyan etmiyor, bir nedenleri var. Sizin de çocuğunuz var Bayan Johnson ve biz anneler savaşa göndermek için çocuk yetiştiriyoruz” konuşması üzerine CIA tarafından üzerine atılan “sadistik bir nemfomanyak” yaftasıyla lekelenmeye çalışılan, Orson Welles’in bir zamanlar ‘Dünyanın en heyecan verici kadını’ ilan ettiği, şarkıcı, şarkı yazarı, dansçı, komedyen, aktivist Eartha Kitt’e ithafen. Nüvesi Kitt’in aşk üzerine verdiği mülakatlardan beslenmiş şarkı, bizi albümün b tarafına bağlıyor. Octavia Butler haricinde tamamı erkek ilham kaynaklarına ayrılmış (Miles Davis, Muddy Waters, Jean-Michel Basquiat, Sun Ra ve James Baldwin) ikinci bölümde, tıpkı ilkinde yaptığı gibi kahramanlarının dilinden hikayeler anlatırken, onların sözlerine kendininkileri katarak yazmaya devam ediyor Woods. Slot-A’in elinden çıkan temiz, sade ve modern r&b düzenlemelerin zaman zaman basitleşmesi ufak bir sorun ama albümün geniş bir kitleye ulaşabilmesi için uygun bir araç. Çünkü Woods’un derdi üzerinde oluşan ilgiden faydalanmak değil, o ilgiyi kendisini şekillendirenlere yönlendirmek.
Legacy! Legacy! by Jamila Woods, 2019
