Bir vakittir, gerçek bir dip hareketi olarak yükselişe başlayan muhalif siyah müziğinin tamamen bir metaya dönüştüğü, gerçeğinin yerini paketlenmiş bir temsiline bıraktığı günleri yaşıyoruz. Sadece müzik alanında da değil, sinema ile de desteklenen özün paramparça edildiği topyekün bir istilaya benziyor bu. Baskıya karşı gerçekleştirilen başkaldırıyı anlatan ve izleyicisini nostaljik olmaktan öteye gitmeyen bir başarmışlık hissiyle kutsayan “Straight Outta Compton”, diğer tarafta yapımcısını 180 milyon dolar daha zengin hale getirdi. “Black Panther”dan bir blockbuster çıkması başlı başına bir hikayeyken, bunlara diğer bir sürü şeyin yanında bir de Kendrick Lamar’ın (bir pop müzisyenine verilen ilk) Pulitzer Müzik ödülünün eklenmesi, en azından şüphe uyandırıcı. Aynı radyo pop yıldızlarının dayatılması gibi tamamen yukarıdan aşağıya gerçekleşen o tahakkümün, daha az maddi getirisi olan alternatif piyasayı da kontrol ediyor hale gelmesi, yakın gelecekte endüstrinin paketleme tesisi dışından gelecek gerçek birine rastlamayı imkansız hale getirebilir.
Bir yanda umutsuzluk varsa diğer yanda da umut var. Kolombiya kökenli Amerikalı Karly-Marina Loaiza, bizim bildiğimiz adıyla Kali Uchis, sistemde her zaman bir delik açılabileceğine dair o umudun bir temsilcisi. Lise yıllarında evin kurallarına uymadığı için babasından gördüğü reste, restle yanıt verip evden ayrıldığı, gündüz okuluna giderken geceleri AVM otorpaklarında arabasında uyuduğu günlerde ihtiyacı olan parayı, evden ayrılırken bagajına doldurduğu kendi tasarımı olan kıyafetleri, okulun bilgisayar laboratuvarında yaptığı videoları satarak kazanmış. Eve geri dönüşü sonrası yatak odasında yaptığı müziği de aynı niyetle (karnını doyurmak) internet üzerinden dağıtıma sokunca zincirleme reaksiyon başlıyor. Bu mixtape’e Tyler, The Creator’ın gösterdiği ilgi ve sunduğu yardımla önce 2015 tarihli “Por Vida” EP’si ortaya çıkıyor, o EP vasıtasıyla da Damon Albarn’ın dikkatini çekerek, Gorillaz albümlerinde yer alan uzun ve saygın konuk listesine 2017’de girmeyi tamamen kendi sesi, saf yeteneği, görsel vizyonu ve müzikal yaratıcılığıyla başarıyor.
Nisan’da gelen ilk albüm “Isolation”, o vizyonun ve fabrikasyon olmayan, tamamen Uchis’in kesip biçtiği imajın listelerin zirvesine oynayıp oynayamacağını gösterecek. Çünkü önümüzde dünya çapında ilgi görebilecek yakalayıcı bir dans pop albümü var. Bossa nova, reggaeton, funk, soul ve r&b ile detaylandırılmış, bu detayların yakın dönemin değerli prodüksiyon ekipleri Dap Kings, Sounwave, BadBadNotGood ve önemli müzik akılları Thundercat, Damon Albarn, Kevin Parker(Tame Impala), Dave Sitek (TV on the Radio) gibi isimlerin yardımıyla işlendiği, zenginliğiyle parlayan bir pop albümü. Uchis’in yönetmenlik deneyimleriyle kazandığı, elindeki malzemeyi tek bir çatı altında, ortak bir vizyon etrafında birleştirebilme yeteneğinin sonucu olarak ‘single’lar toplaması’ olmaktan kendini kurtarabilen “Isolation”, garsonluk yaparken aldığı çıplaklık içeren bir müzik videosunda oynama teklifine verdiği “Kanye olabilecekken neden Kim olayım?” cevabı, en küçük sosyal bölge iki kişilik ilişki üzerinden sorduğu “Sana gücü verirsem, bir zorba olacak mısın?” sorusu, çalışma saatleri ve şartlarına dair isyanı belgeleyen “Dişleriniz boynumda” söylemiyle, derinlikli olmasa da zorlama olmayan, içten gelen, doğal bir politik duruşa sahip. Hayallerine ulaşabilmek için çalışmak, vazgeçmemek, güçlü kalabilmek üzerine yazdığı naif ama kendi hikayesinin gerçekliğiyle anlam kazanan şarkılarıyla Uchis, aşağıdan yukarıya bir devrim gerçekleştiriyor değil elbette ama kişisel bir başarı hikayesinin de kalıplarını aşan, daha geniş bir alanı dolduruyor.