[Moving Up Slowly]


American Dream by LCD Soundsystem, 2017


2010’da gelen son albüm “This is Happening”, 2011’de gelen son konser ve nihayet 2012’de gelip, sonu belgeleyen “Shut Up and Play the Hits” filmi ile birlikte LCD Soundsystem’ın müziğe vedası, hem beklenenden hem de gerektiğinden uzun sürmüştü. James Murphy kenara çekilmeyi; gerek son albümde yer verdiği “You Wanted a Hit” parçasıyla, gerek filme uygun bulduğu isimle, gerekse de “Bir albüm daha yaparsak ‘çok büyük’ olacak, istemiyorum” açıklamasıyla dinleyici beklentisine dair korkularını sunarak meşrulaştırdı. Ama o güne kadar yayınladığı üç albümde, söz yazarlığından aldığı takdiri oluşturan iki unsuru, müzik endüstrisine ve zamanının ruhuna hakimiyeti olan müzisyenin, 2010’larda uygulanabilecek en doğru yolun “geri dönüş” olacağını görmediğine inanmak fazla iyimser olur. Nitekim, albümün promosyonunu yapan dondurma kamyoneti, o kamyonetin twitter hesabı, Google işbirliğiyle çekilen ve VR deneyimi sunan müzik videosu, “Infinite Jest”e öykünen kapağıyla “American Dream” hem Eylül başında o geri dönüşe vesile, hem de grubun Billboard 200 listesinin zirvesine oturan ilk kaydı oldu. 

Ekibin dört albümü arasında en sakin açılış parçasını içeren “American Dream”, bu mesajına sadık kalıp, toplam tempoyu en düşük seviyeye çeken kaydı aynı zamanda. Ama dinleyicinin, bir LCD Soundsystem albümünden  beklediği enerjiyi, daha az parçayla karşılayabilen konsantre bir patlama kuvvetine de sahip. Bu kuvveti; memleketi New York’un eskilerinden Talking Heads’in funk basları ve Afrikalı perküsyonlarından, yenilerinden TV On The Radio’nun bela arayan ritmlerinden, Arcade Fire’la kaydettikleri “Reflektor”un silinmeye yüz tutmuş hatırasından, ‘80’lerin tekrar eden, “Blue Monday”-esk synth’lerinden besleyen Murphy, her şeyi bir araya getirip üzerine de nev-i şahsına münhasır vokali ve sözlerini eklediğinde, bir kez daha LCD Soundsystem’e özel, başka da kimseden çıkmayacağını bildiğimiz bir albümle baş başa kalıyoruz. Tıpkı önceki üç albümün yaptığı gibi, yenisi de grubun en iyi kaydı olarak görülebilecek bir kitle yaratma etkisi ve büyüsüne sahip. Albümle hakkında bahsedilebilecek en önemli sorun, müziğe erişmek için aşılması gereken engeller. Geçen ay Arcade Fire’da da değinildiği üzere, bu aşırı tanıtım bombardımanı Murphy’nin ustası olduğu zamanın ruhuna uygun olsa da, müziğin ruhunu ziyadesiyle yaralayan bir etken.